Polyak Madencilik’te 28 Nisan itibariyle toplu işten çıkarma başlamıştır. İşverenliğin bu konuyla ilgili verdiği bilgiler şunlardır:
- Küçülmeye gidilecek, üretime tek ayakla devam edilecektir.
- Toplu işten çıkarma bildirimi 27 Mart’ta yapılmıştır.
- Toplamda 800-1200 arasında işçi işten çıkarılacaktır.
- Bu süreç 4 ile 6 ay arasına yayılacaktır.
Bu süreç başlamadan önce deneme sürecinde bulunan çok sayıda işçi, deneme sürecinin sonunda işbaşı yaptırılmamıştır. Bu işçiler toplu işten çıkarma kapsamındaki sayıya dahil edilmemektedir. Toplu işten çıkarma kapsamında bugüne kadar tahminen 200 işçiye 3 aylık ücretsiz izin teklifi yapılmış, belirlenen sürenin sonuna kadar bu teklifi kabul etmemesi halinde işten çıkarılacağı söylenmiştir.
Toplu işçi çıkarma prosedürü, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; işveren, ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az OTUZ GÜN önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.
HANGİ İŞÇİLERİN İŞTEN ÇIKARILACAĞI OBJEKTİF KRİTERLERLE BELİRLENMEK ZORUNDADIR.
Hangi işçilerin işten çıkarılacağı konusunda işveren serbest değildir. Yargıtay’a göre; gönüllü olarak işten ayrılmak isteyenlere öncelik verilmeli, sonra emekli çalışanlar veya emekliliğe hak kazanmış olanlar değerlendirilmelidir. Bu düzenlemenin amacı toplu işten çıkarmanın amacı dışında kullanılmasını engellemek ve işçilerin mağduriyetini azaltmaktır. Bunun için işverenlik hangi objektif kriterlere göre çıkarılacak işçileri belirlediğini ve toplu işten çıkarmanın olumsuz etkilerini azaltmak için hangi önlemleri aldığını ortaya koymalıdır. İşten çıkarılacak işçiler belirlenirken eşit davranma yükümlülüğü ve ayrımcılık yasağına uygun hareket etmelidir. Toplu işten çıkarma işyerinin performansını artırma, işçilere karşı sorumlulukları askıya alma, iş güvencesini ortadan kaldırma ya da subjektif kriterlere göre sınıflandırılmış bir grup işçiyi işten çıkarma amacıyla kullanılamaz.
Sendikamıza ulaşan bilgiler ışığında iş kazalı ya da meslek hastalığı bulunan işçilerin ilk sıraya konularak işten çıkarıldığını görüyoruz. Bu konuda işverenliği yaptığımız görüşmede uyardık. İşverenliğin kazalanan veya meslek hastalığı olan işçilere karşı sorumluluğu vardır, toplu işten çıkarma yoluyla bu sorumluluktan kaçılamaz. Ayrıca işverenlik sosyal sonuçları da göz önüne almamakta ve önlemler geliştirmemektedir. Örneğin kira yardımı, taşınma yardımı, çocuklu işçiler için ek yardımlar başka bölgelerdeki toplu işten çıkarma durumlarında uygulanmıştır ancak Polyak yönetiminin gündeminde yoktur. Bu sebeple toplu işten çıkarma tahmin edilenden ağır sonuçlar doğurmaktadır.
İŞÇİ ARKADAŞLAR, HİÇBİR BELGEYE İMZA ATMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ. İMZA ATMASANIZ DA TAZMİNATLARINIZI TAM VE EKSİKSİZ OLARAK ÖDEMEK ZORUNDALAR.
Toplu işçi çıkarma yapılırken işten çıkarılan işçilere birikmiş ücret, ücret ekleri, yeni iş arama izni, kıdem tazminatları zaten tam ödenmek zorundadır. Bunun için hiçbir işçinin İMZA ATMA ZORUNLULUĞU YOKTUR. 3 aylık ücretsiz izin teklifi bakımından işçinin onayının aranması hususunu ayrı tutarak işten çıkartılacak işçiler yönünden hiçbir işçi arkadaşımızın imza atmamasını sendika olarak önerdik. 3 aylık ücretsiz izni kabul etmeyen işçilere kıdem tazminatıyla beraber işçilik alacakları söylenmekte, bu söylemle beraber işçilerden imza talep edilmektedir. Özellikle iş kazası geçirmiş işçilere, 18 Aralık faciasında kazalı olarak raporlu olan işçilerin de içinde bulunduğu diğer kazalı madencilere İBRANAME imzalatılmak istenilmektedir. İmza attırılmak istenen ibranamenin hukuken hiçbir geçerliliği yoktur. İşçilerin iradesi zedelenerek imza attırılan bu ibranamelerde iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin işverenliğe karşı dava hakkından feragat edildiği ibaresi de yer almaktadır. Hukuken fesihten bir ay sonra işçinin kendi rızasıyla atılabilecek imzalar kıdem tazminat ödemesi yapılacağı bahsiyle işçilerden işten çıkarma sırasında imza alınması kabul edilemez.
SARI SENDİKA, İŞ GÜVENCESİ MÜCADELESİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR.
İş Kanunu’na göre, işverenlik toplu işten çıkarmaya karar verdikten sonra yetkili sendikayla görüşüp toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele almak zorundadır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.
Yani Polyak işçisi toplu işten çıkarmayla karşı karşıya kalmadan önce işverenlik sarı sendika ile görüşmüştür ve bunu imza altına almıştır. Buna rağmen sarı sendika bu konuda işçilere yeterli ve doğru bilgiyi zamanında aktarmamıştır. İş kazalı ve meslek hastalığı olanların durumuna dair çaba göstermemiş, işçiler lehine alınması gereken önlemler konusunda mücadele etmemiştir. Hatta toplu işten çıkarma konusunda toplu iş sözleşmesine bir madde koydurmak akıllarına dahi gelmemiştir.
Bu durumda sarı sendika Polyak işçisinin iş güvencesi mücadelesi önünde en büyük engele dönüşmektedir. Bu engel aşılmadan verilecek mücadeleler belli bir sınırda kalacaktır. İşçilerin topyekün kazanması bugün hiç olmadığı kadar sarı sendikalardan kurtulmasına bağlıdır.
POLYAK İŞÇİSİNE ÇAĞRIMIZ
Bağımsız Maden-İş, kurulduğu günden bugüne maden işçilerinin haklarını alması için kesintisiz ve kayıpsız mücadele etmektedir. Buna hepiniz şahitsiniz. Bugün Soma havzasının tamamında işçilerin yaşadığı iş korkusunun çözümü, bu konuda da birlik olmaktan geçiyor. Biz bugüne kadar herhangi bir işyerinde toplu iş sözleşmesi yetkimiz olmamasına rağmen, mücadeleci işçilerle birlikte bu büyük zaferleri ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz aşamada örgütlülüğümüzü artırmak, yetki almak ve bu sarı sendikacı takımının toplu iş sözleşmesi diye önümüze getirdiği rezilliği ortadan kaldırmak için kesintisiz çabalıyoruz. Bu toplu iş sözleşmeleri ile Polyak işçisi ne hakkını alabilir ne işten çıkarılmayı engelleyebilir. Önümüzdeki Temmuz ayının başına kadar örgütlenme seferberliği yürüteceğiz. Polyak işçisine çağrımız, sorun yaşadığı zaman hangi sendikaya üye olursa olsun bize başvurduğu gibi yetkiyi de sarı sendikanın elinden alıp bize vermesidir. Önümüzdeki aylarda daha sertleşecek bu süreçleri durdurmanın yolu da budur.
ŞİMDİ “SARILARA TEPKİ, BAĞIMSIZ’A YETKİ” DEMENİN TAM ZAMANI!
